erkanmercan

Kasım 2, 2009

raif efendi

Kategori: kendiliğimden.. — Erkan Mercan @ 13:34

kalabalik1Günlerim bir biri ardına sıralandı yine. Zaman durağan… Köşeye çekilip yaşamı seyrettiğim, cam fanusta görevi sadece yaşamak olan süs balığı misali gidiyor geliyorum. Sabah şiddetli ağrılar içerisinde uyandım. Yine yorgundum. Burnuma küf kokusu geliyor, bakıyorum sanki yastığımdan çıkıp hızla evi dolaşıyordu. Güneş girsin, ısıtsın, kurutsun nemi istedim, mevsim de bana küsmüş olacak ki hava kapalı ve yağmurluydu. Şaşırmıyorum, aksine gülümsüyorum “Sizde haklısınız. Ben güneş olsaydım böyle depresif ruh haline doğmazdım” diyorum. (dahası…)

Nisan 21, 2009

Fısılda; Cesaretin Var Mı Aşka?

Kategori: aşk, Şiir — Etiketler:, , , , , , , , , , , — Erkan Mercan @ 10:07

bir camın buğusunda yaşanmamalı aşk
ya da yüksek bir dağın tepesinde..
halka açık mekanlarda yaşayabilmek lazım aşkı
korkmadan, çekinmeden
dahası, aşkın bunu bilirken..
aşk;
bu hissi, onunla göz göze yaşayabilmektir.

duvarları delen sözler değildir aşk..
patlayan bir bombanın gürültüsünde bağırmak da değildir..
herkes duysun diye değil,
sevgili duysun diye sadece,
o da bunu bilsin diye söyleyebilmektir..
aşk;
sevdiğini, onun kulağına fısıldayabilmektir.

erkan mercan

Ölenle Ölünmez..

Kategori: aşk, Şiir — Etiketler:, , , , , , , , , — Erkan Mercan @ 09:55

ölenle ölünmez denilir..
ölenle ölünür bugün,
gidenle gidilir..
gidemeyen kaybedendir..
gidip bulamayan ahmak değildir ama
peşinden gitmeyen kendini mahvedendir.

erkan mercan

Ocak 31, 2009

Bu Kalp O’nu Unutmaz

images2

Bir rüyanın sabahında ne yaptığımı bilmez halde buluyorum kendimi. “Unuttum” dediğimden beri 3 ay geçti. Ama unuttuğum O değildi. Vurgun yiyen gönlümün sesini kesemeyeceğim gerçeğiydi.

Bu aklıma geldikçe de kendimi kaybediyorum. Onu yitirmiş olmanın üzüntüsü deli ediyor beni. Tanınmaz hale geliyorum. Biliyorum. Sevmem lazım, içime sığmayan sevgimi birine vermem gerekiyor. Yalnız bunu söylerken de unutuyorum bir gerçeği. Kimseyi koyamayacağım yerine, onun gibi olmayacak kimse. Ona benzemeyecek. Onun gibi konuşup onun gibi gülmeyecek. Kimseye de haksızlık edemeyeceğim ona benzemiyor diye. Oyalayamayacağım başkasını. Biliyorum unutamayacağım onu ve belki de asla aşık olamayacağım bir daha. (dahası…)

Ocak 29, 2009

Platonik Aşkın İtirafı

plat32Mustafa hayatında hiç tatmadığı bir duyguyu tatmak üzere uyanmıştı güne. Ama ne o bunun farkındaydı, ne de başkası. Bilmiyordu, bilemezdi o günün hayatının dönüm noktası olacağını..

Gayet sade, hatta yaşıtlarına nazaran daha saf bir görünümü olan Mustafa’nın ne bir aşkı, ne bir aşk bulma düşüncesi, ne de bir kızı etkileyebilecek hareket ya da cümleleri kurabilecek karakteri vardı.. Yalnızlık göbek adıydı, dahası yalnız kalmaya mahkûm bir yapısı vardı..

O gün, diğer günlerden farksız olarak iş yerinde çalışmaya başlaması gayet normaldi fakat biraz sonra kapıdan giren kişi Mustafa’nın değil günlük yaşamı, rüyaları için bile normal sayılamayacak güzellikte birisiydi..

“Merhaba, ben Gül!” diyerek elini Mustafa’ya uzatan kızın söyledikleri o anda Mustafa için sadece bir meleğe ait ses tonu gibiydi. Ne söylediği değil, hoş tınısı kaldı kulaklarında. (dahası…)

Ocak 20, 2009

Hadise – Düm Tek Tek

hadise-4Son yıllardaki başarılarımızdan sonra daha bir heyecanlı bekler olduk Eurovision Şarkı Yarışması’nı. 2003 yılında Sertap Erener’in Everyway That I Can ile birinciliği, arkasından 2004 yılında Athena’nın For Real ve 2007 yılında Kenan Doğulu’nun Shake it Up Şekerim ile ilk beş içinde, bunun dışında 2008 yılında Mor ve Ötesi’nin Deli ile ilk on içinde kendilerine yer bulmaları bizleri başarının aslında çok uzakta ya da imkansız olmadığına inandırdı.

2009 yılına girmeden önce TRT açıklamıştı “Bizi Hadise temsil edecek..” diye. Hadise Avrupa’da tanınmış bir sanatçımızdı ve dillerden düşmeyen şarkıları ile gönlümüzde taht kurmayı başarmıştı. Bu işi de hakkıyla yapacağına kimsenin şüphesi yoktu. Ama nasıl bir şarkıyla karşımıza çıkacaktı? “Türkçe mi olsun, İngilizce mi?..“, “Bizi mi yansıtsın yoksa Avrupaya mı hitap etsin?..” gibi sorular ortada dolanmak için çoktan hazırdı.

2008 yılının son günleri Eurovision adına sadece bu soruları sormakla geçip gitmiş, 2009′a merhaba diyeceğimiz gün TRT Hadise’nin seslendireceği şarkıyı seçti. Olayın bu safhasını şarkının sahibi Sinan Akçıl bir röportajda şöyle anlatıyor: (dahası…)

Ocak 17, 2009

Yanlış bir öyküdeyim, beni yeniden yaz

Kitap

Tuhaflıklar hep beni mi bulur bilmiyorum. en olmayacak şeyler başıma gelir. Kaç kişi arabasının stepnesine güvenirken iki tekeri patlamış olarak yolun ortasında kalır ki? Ya da hangi insan evladına nasip olmuştur sağır komşusu tarafından fazla gürültü yaptığı iddiasıyla uyarılmak… Bir çok insanın başına gelebilecek şeyler de vardır tabi fotokopi çekeceği sırada makinedeki kağıdın bitmesi, market kasasında sıra geldiğinde yazar kasanın fişinin bitmesi, kullanılan asansörün arızalanıp iki kat arasında kalması gibi.

(dahası…)

Ocak 13, 2009

Yazmayı Öğrenmek

Kategori: Makale — Etiketler:, , , , , — Erkan Mercan @ 17:05

Çoğumuz okulda başladı, ailesi biraz daha hevesli olanlar ise daha okul nediryazmak.. bilmeden öğrenmeye başladı yazmayı. A ile, B ile başlayan yolculuğumuzda hecelerin oluşumunu, daha sonra bunların bildiğimiz, konuştuğumuz kelimelere dönüşmesini hayretler içinde izlerken öğrendik. Ali’ler geldi Emel’ler gitti, kâh ip atladır, kâh soğuk su içip hasta oldular, hayatla ilgili dersler aldılar derken öğrendik yazmayı.

Yazmak eziyet geldi bazen. “Hayır, niye yazıyoruz anlamıyorum ki.. Kitapta yok mu bu yazdıklarımız? Fotokopi çeksek olmaz mı?” gibi sorular eşliğinde bitmek tükenmek bilmeyen yazıları yazdık. Öğretmenlerin ağzından çıkanları noktası virgülüne kadar geçirdik defterlerimize “teybe kaydetsek olmaz mı?..” gibi cevap bulunamadığı için anlamsız kalan soruları sormakla meşgulken.

(dahası…)

Ocak 11, 2009

Kaplumbağaların ölümü.. (peshtemal)

Kategori: sözlükten.. — Etiketler:, , — Erkan Mercan @ 09:36

Ölüm gerçeği ile bir kaplumbağa arasındaki bağı kurmak çok da zor bir şey değil sanırım… nihayetinde canlı ve ölecek…iyi de bana ne ölsünler diyebilir miyim! Hayır diyemem çünkü ben onların babasıyım, en azından annem öyle sanıyor… Torunlarını kaybetmiş bir babaanne modunda bir haftadır evde televizyon açtırmıyor, kırkı çıkacakmış diyor… Peki tüm olaylar nasıl mı gelişti?

(dahası…)

Yoksa nemo sen mi geldin?..

Kategori: kendiliğimden.., sözlükten.. — Etiketler:, — Erkan Mercan @ 09:23

hayatımızın en önemli balıklarından biri olan nemo(diğeri için bkz: oscar) için söylenmiş türküdür.

california sularında sevimli nemo
yanında arkadaşları, oyun oynar nemo
kayalıklar seni çeker, vay nemo
mercanlara takılma tez dön nemo
sevimli yüzün canım çeker, dön nemo

nemo şeref, nemo namus
nemo babam, nemo paşam
nemo sesini duymuşam
yoksa nemo sen mi geldin
tez mi geldin, vay nemo

yollarına köpekbalıkları çıksa dert değil
üzerine piranalar üşüşse dert değil
yüreğine hasret düşse vay nemo
mercanlara takılma tez dön nemo
sevimli yüzün canım çeker, dön nemo..

Önceki Yazılar»

WordPress.com'dan blog alın.